Anasayfa  |   İletişim  | AR
İslâmî İlimler Fakültesi
YÖK ATLAS
İslami İlimler % 100 Burslu
İslami İlimler % 50 Burslu
İslami İlimler % 25 Burslu
  YÖK ATLAS
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Mütevelli Heyet Başkanımız İsmail GERÇEK ile İslâmî İlimler Üzerine...
Haber Etkinlik Arşivi
Mütevelli Heyet Başkanımız İsmail GERÇEK ile İslâmî İlimler Üzerine...

Fakültemiz öğretim elemanı Öğr. Gör. Serkan ÜNAL’ın, Üniversitemiz Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail GERÇEK ile yapmış olduğu söyleşi metni:

Efendim sizleri kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmail GERÇEK: Çanakkale Çan ilçesi doğumluyum. İlkokulu orada, orta ve lise eğitimimi Biga İmam Hatip Lisesinde, üniversite eğitimimi ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde tamamladım. Daha sonra da, Amerika’da Northeastern Üniversitesinde yüksek lisans yaptım. İş hayatına, devlet memuru olarak başladım: Onüç yıl kadar Maliye Bakanlığında Maliye Müfettişi ve İstanbul Defterdar Yardımcısı olarak görev yaptım. 1998 yılında devlet memuriyetini sonlandırarak, özel çalışmaya başladım. Birkaç meslektaşımla kurduğumuz Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim şirketlerinde ortak yönetici olarak denetim ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bunun yanında, Türk Hava Yolları, Türkiye Futbol Federasyonu başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarda denetim ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum. 2010 yılında Üniversitemizin kuruluşunda mütevelli heyet üyeliği, 2014 yılından itibaren de Mütevelli Heyet Başkanlığı tevdi edildi. O gün bu gündür, tevdi edilen emanetin sorumluluğu altında görevimi sürdürüyorum.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin önemi, yüklendiği misyon ve hedeflediği vizyon hakkında neler söylemek istersiniz?

İsmail GERÇEK: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, adı üzerinde bir vakıf üniversitesi. Üniversitemiz ile kardeş Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruldular. Her iki üniversitenin kurucu vakıfları, tarihi vakıflardır. Bu yönüyle, diğer vakıf üniversitelerinden ayrılmaktadırlar. Bu iki üniversiteye ‘gerçek vakıf üniversitesi’ diyebiliriz. Üniversitemizin vâkıflarının başında, üniversiteye adını veren Fatih Sultan Mehmet Han geliyor. Diğerleri; Mimar Sinan, Nurbanu Valide Sultan, Hatice Turhan Sultan ve Milaslı Abdülaziz Ağa. Bu vâkıfların kurduğu vakıfların gelirlerinden bir kısmı üniversitemize tahsis edilmiş bulunuyor, üniversitenin ana gelir kaynakları bunlar. Yani üniversitemizin varlığı bu vakıflara dayanmaktadır. Dolayısıyla bu vakıfların misyonlarını ve değerlerini ayakta tutmamız lazım.

Fatih Sultan Mehmet Han, daha ziyade İstanbul’u feth eden komutan ve padişah olması yönüyle bilinir. Şüphesiz, İstanbul’un fethi dünya tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır. İstanbul’un fethiyle bir çağ kapanarak yeni bir çağ açılmıştır. Ancak, Fatih’i sadece bu yönüyle bilmek ve anmak onun değerinin yeteri kadar kavranmadığını gösterir. Esasen, onu fethe götüren arka plandaki birikimi ve saikı görmek lazım. Devrinin tanınmış ilim, fikir ve sanat hocalarının terbiyesi altında yetişmiş, geniş bir ilim ve kültür hamuruyla yoğrulmuştur. Daha küçük yaştan itibaren her alanda o dönemin bilinen yazarlarını ve eserlerini okuyan birisi. Ve bunlarla ilgili en ince ayrıntısına kadar bilgi sahibi. İstanbul’un fethinden sonra da dünyada kendi dalında iyi olan ilim adamlarını İstanbul’a toplayarak İstanbul’u bir ilim merkezi yapmak istemiştir. Dini değerlere bağlı, aynı zamanda çağın gerektirdiği ilim, sanat, endüstri ve mühendisliklere de önem veren bir hükümdar. Dönemin bilinen şair ve alimi Molla Cami’yi, ünlü matematikçi ve astronomi alimi Ali Kuşçu’yu yüksek paralar ödeyerek İstanbul’a getiren Fatih’tir. Yani Fatih Sultan Mehmet bir ilim sevdalısıdır aslında.

Diğer vâkıflarımız da ilme verdikleri önem yönünden Fatih’ten farklı değildirler. Mimarlık alanında dünyada ayrıcalıklı bir yeri olan Mimar Sinan, Atik Valide külliyesini kuran ve Osmanlıda kütüphane açan ilk kadın sultan olan Nurbanu Valide Sultan, Yeni Cami külliyesinin tamamlanmasını sağlayan Hatice Turhan Sultan, Milas’ta çeşitli medreseler kuran Abdülaziz Ağa, hepsi varlıklarının önemli kısmını ilme vakfetmişlerdir.

Bütün vâkıflarımız dini değerlere bağlıdırlar. Aynı zamanda, diğer fen, sosyal, sanat ve yabancı dil eğitimlerini de asla ihmal etmemişlerdir.

Üniversitemiz kurulurken vâkıflarımızın bu ortak özellikleri göz önünde tutulmuştur. İslami İlimler Fakültesinde dini değerlerimizin öğretilmesi amaçlanırken, mimarlık, mühendislik, güzel sanatlar fakültelerinde medeniyetimizin mimari geleneğini yaşatmak ve aynı zamanda çağdaş mimari anlayışla kendimize özgü yeni mimari üslup geliştirmek, medeniyet anlayışımıza uygun şehirler kurulmasına öncülük etmek amaçlanmıştır.

Temel misyonumuz, medeniyet değerlerimize bağlı, insanlığın ortak evrensel değerlerine saygılı ve alanında yeterli bilimsel donanıma sahip bireyler yetiştirmektir. Bunun için çabalıyoruz, inşallah Rabbim muvaffak eder.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi‘ne bağlı olarak hizmet veren Fakülteler nelerdir bu Fakülteleri diğer Fakültelerden ayıran temel özellikler nelerdir?

İsmail GERÇEK: Üniversitemiz 2010 yılında kuruldu, daha sekiz yıllık bir üniversite. Oldukça genç bir üniversiteyiz. Bugün itibariyle üniversitemiz bünyesinde 8 fakülte var. Edebiyat, Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım, Güzel Sanatlar, İslami İlimler, Hukuk, Eğitim Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin YÖK’ ten açılış iznini aldık ama şimdilik öğrenci almıyoruz. Fakülteleri açarken, biraz ihtiyatlı gidiyoruz. Sayısal olarak hızlı büyürken, eğitim seviyesini aynı kalitede tutturamazsak üniversiteye zarar veririz. Dolayısıyla gerek öğrenci sayılarımızda gerekse fakülte açılışında buna önem veriyoruz.

Biliyorsunuz, Türkiye’deki bütün üniversiteler YÖK sistemi içerisinde faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla her üniversite YÖK tarafından belirlenen kurallar ve eğitim programlarına uymak zorunda. Bizim de ders programları itibarıyla buna bağlı kalmamız gerekiyor, ki biz de bağlı kalıyoruz. Eğitimi planlarken, her şeyden önce, öğrencilerimizin kendi alanlarında gerekli ve yeterli bilimsel donanıma ulaşmalarını hedefliyoruz. Çünkü bu işin vazgeçilmez koşulu. Aksi halde, mezun olduklarında iş bulmakta zorlanırlar. Öğrencilerimizin mevcut rekabet koşullarında kolayca işe yerleşebilmelerini arzuluyoruz. Eğitimde, üniversite sanayi işbirliğine özen gösteriyoruz. Özel sektör ve kamu sektörüyle sıkı ilişkilerimiz var. Çeşitli protokoller yaptık ve yapıyoruz. Teorik bilgilerini pratiğe aktarmaları için imkanlar sağlıyoruz. Her fakültenin kendi alanında günceli takip ederek gerek kamu gerekse özel sektörün ihtiyaç duyduğu alanlarda öğrencilerimizin yetiştirilmesi için gayret sarf ediyoruz.  

Ancak bizim anlayışımıza göre, öğretimin yanında eğitim de gereklidir. Yani, sadece bilgi aktarmak yeterli değil. Bilgi sahibi olmak kadar bilgiyi doğru kullanmak da önemlidir. Doğru kullanılmayan bilgi hem o kişiye zarar verir hem de topluma ve insanlığa zarar verir. Bilgi, insanlığın faydasına hizmet ettiği sürece kıymetli ve anlamlıdır. Bu sebeple biz öğrenciye bir ‘değer’ vermeye çalışıyoruz. O değerle sahip oldukları bilgiyi doğru kullanmalarını istiyoruz. En basit deyimiyle, öğrencilerimizin ‘iyi insan’ olmalarını arzuluyoruz. İyi insan nedir? İyi insan olmak, kişinin ‘fıtrata uygun’ bir insan olması demektir.  Eğer insanlar o fıtratın içinde kalabilir, dışına çıkmazlarsa söylediğim çerçevede iyi insanlardır. Çünkü Allah insanı eşrefi mahluk olarak en güzel şekilde yaratmıştır.

Bilindiği üzere İslâmî İlimler Fakültesi Türkiye’de yüzde yüz Arapça eğitim veren ilk Fakülte olma özelliği taşımaktadır. Fakültemizin bu yönünün dini ilimlerin tahsiline olumlu katkısı ve Fakültemizin uluslararası bir boyut kazanmasına olan tesiri hakkında neler söylemek istersiniz?

İsmail GERÇEK: Üniversiteyi kurarken ve İslâmî İlimleri Fakültesini açarken eğitim dilinin Arapça olmasını çok önemli gördük. Neden önemli gördük? Her şeyden önce bizim rehber kitabımız olan Kur’ân-ı Kerim Arapça lisanıyla indirildi. Eğer biz rehber kitabımızı anlayacaksak, -Anlamamız gerekiyor mu? Gerekiyor- anlamamız için Arapça’yı bilmemiz gerekiyor. Biz ülke olarak yabancı dil eğitimi konusunda özürlü bir ülkeyiz. Bunu dilciler tahlil etmeli. Bakıyorsunuz öğrenci İmam Hatip’te 7 yıl boyunca Arapça okuyor. Fakat İmam Hatip’i bitirdiğinde ne yazık ki yeteri kadar Arapça bilmiyor. İmam Hatip Lisesi mezunu birisi, “ben 7 yıl Arapça okudum” dediğinde gerçekten Kuran’ı anlayabilen ve bu lisanla kolayca iletişim kurabilen bir kişi olması beklenir; peki sonuç öyle mi, ne yazık ki değil. Demek ki bizde bir sorun var.

İslâmî İlimler Fakültesini kurarken dedik ki; arkadaş bizim İslâmî İlimler Fakültesi’nde okuyan öğrenci Arapça’yı öğrenecek. Arapça’yı öğrenmeden buradan mezun olmayacak. Dikkat ederseniz üniversitemizde bir ilahiyat fakültesi kurmadık; İslâmî İlimler Fakültesi kurduk. İslâmî İlimleri doğru öğrenebilmesi için önce Arapça bilmelidir. Çünkü temel referans kaynağımız Kuran, hadisler ve diğer kaynakların ağırlıklı ekseriyeti Arapça. Arapça’yı iyi bilmek suretiyle İslâm’ın temel kaynağı olan Kur’an’ı doğru anlasın. İslâmî İlimler ’de okuyan bir öğrenci temel kaynak olarak önce Kur’an’la başlamalıdır. Çünkü Kur’ân bize Allah’tan gelen bir rehber. Kur’an’ın edebi ahengi, musikisi ayrı bir şey, bir değer; ama her şeyden evvel Kur’an’ın bize ne söylediğini anlamamız lazım. Bunu da ya doğrudan Kur’an’ın kendisinden anlayacağız ya da dolaylı olarak diğer kitaplardan öğreneceğiz. Doğrusu ben Kuran’ın kendisinden anlaşılmasını tercih ederim. Hele ki İslâmî İlimler tahsili yapıldıysa, temel referans kaynağı olan Kuran’ın okunup anlaşılamaması kabul edilemeyecek bir eksikliktir. Biliyorsunuz bize bırakılan iki temel kaynak var; biri Kur’ân diğeri de hadisler. Hadisler, yaşayan Kur’ân olan Allah Resulünün bize sözlü ve fiili olarak aktardığı örnek yaşayış tarzıdır. Her iki referans kaynağını anlamanın yolu iyi Arapça bilmekten geçiyor.

Arapça aynı zamanda Müslümanların ortak dilidir. Dünyanın her yerinde ezan orijinal diliyle Arapça okunur. Herhangi bir coğrafyada ezan duyduğunuzda orada Müslüman yaşadığını anlarsınız. Namaz ibadetinde, camide hutbede kıraat Arapçadır. Bırakın İslâmî İlimler öğrencisini veya mezununu, bir Müslümanın ilk öğreneceği dillerden biri Arapça olmak zorundadır. Fakat bu bizim eksiğimiz.

Öte yandan, İslami İlimler Fakültesinden mezun olan öğrencilerimiz sadece Türkiye’de değil dünyanın çeşitli yerlerinde hizmet vereceklerdir. Madem ki, Müslümanların ortak dili Arapçadır, öyleyse gittikleri her yerde bu dili en iyi şekilde kullanabilsinler istiyoruz. Müslümanlarla ortak dil üzerinden iletişim kurabilsinler. Aslında, eğitim dilini Arapça yapmak suretiyle, daha şimdiden böyle bir iletişim ortamı sunuyoruz. Zira, İslami İlimler eğitimi almak için Üniversitemize gelen yabancı öğrencilerle Türk öğrenciler arasında Arapça bir iletişim dili olarak kullanılmaya başlanmış oluyor.

Ülkemizin Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile ilişkileri son on-onbeş yılda hızla artmıştır. Ticari, sosyal, siyasal ve eğitim, her alanda gelişmeye devam ediyor. Bu coğrafyada resmi dil olarak yaygın şekilde Arapça kullanılıyor. Dolayısıyla, bu açıdan da Arapça bilenlere çok ihtiyaç var. İslami İlimler Fakültemizden mezun olan öğrencilerimiz bu alanda da önemli bir ihtiyacı karşılamış olacaklardır.  

Fakültemize yurt dışından gelen -38 ülkeden- yaklaşık 150 öğrenci öğrenim görmektedir. İslâmî İlimler Fakültesinin taşıdığı bu uluslararası önem, Türkiye ve İslâm toplumlarına ulaştırılması gereken mesajlar nelerdir. Fakültemizden bu doğrultuda neler beklenilmektedir? Aynı şekilde bu yabancı öğrencilerimizden keza Türk öğrencilerimizden de...

İsmail GERÇEK: Üniversitemizde uluslararasılaşmaya önem veriyoruz. Bu yıl, üniversitemizde 62 farklı ülkeden beşyüzün üzerinde yabancı öğrenci var. Toplam öğrenci sayımızın yaklaşık %8’ini yurtdışından gelen öğrenciler oluşturuyor. Söylediğiniz gibi, bunların 150 kadarı İslami İlimler Fakültesinde okuyor. Bu konuda bir araştırmamız yok ama, eğitim dilinin Arapça olmasının yurt dışından İslami İlimler Fakültemizin tercih edilmesinde önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Yurt dışından İslami İlimler Fakültesine öğrenci gelmesi bizi ayrıca mutlu ediyor. Yurt dışından gelen öğrencileri burslu okutuyoruz. Gelsinler buraya, İslam’ı doğru öğrensinler. Sonra kendi ülkelerine gittiklerinde İslâm’ı oradaki insanlara doğru anlatsınlar. Dünyada medya ve internetin çok gelişmesi ve yaygınlaşması sonrasında -maalesef bilgi denilen şeyler çok hızlı yayılıyor. Burada doğru ve yanlış karışıyor. Biz istiyoruz ki, yabancı ülkelerden öğrenci gelsin ki İslâmî İlimlere, burada doğru ilmi yani doğru İslâm’ı öğrensinler; kendi ülkelerine döndüklerinde, sosyal medya ve diğer medya kanallarıyla ya da bunu sırf kendilerine misyon edinmiş kurum ve kuruluşların yaydıkları yanlış bilgi ve algıyı düzeltsinler, gerçek İslam’ı yaşasınlar ve anlatsınlar istiyoruz.

Her ülkenin kendisine göre bir kültürü, bir geleneği, bir birikimi var. Farklı toplumların ve farklı coğrafyaların insanları aynı mekânları paylaşıp aynı bilgiyle muhatap olduklarında kültür yakınlaşması meydana geliyor. Bu yakınlaşma, ülkeler arasındaki diğer ilişkilerin de gelişmesine sebep oluyor.

İslami İlimler Fakültesinde farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerin birlikte eğitim görüyor olması, bu öğrencilerin İslam ile ilgili bilgi, görüş ve anlayışlarında yakınlaşmayı sağlayacaktır. Farklılıklar yerine ortak paydaların ön plana çıkmasına imkân sağlayacaktır. Buna çok ihtiyacımız olduğu ortada. Müslümanların teferruat niteliğindeki ihtilaf konularıyla uğraşmak ve bunları konuşmak yerine, ortak temel değerlerimiz üzerinde birleşmeleri gerekiyor. İnşallah, İslami İlimler Fakültesinde verilen eğitimle bu ihtiyaca olumlu katkı sağlarız.  

Bu yoğun çalışmalarınız arasında bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim efendim.

İsmail GERÇEK: Ben de İslamî İlimler Fakültesi olarak böyle bir dergi çıkarttığınız için sizi tebrik ediyorum. Çünkü dergiler ve kitaplar kalıcı eserlerdir. Biz üniversitemizde, sadece akademik eğitimin verilmesini yeterli görmüyoruz. Derste verilen eğitim muhatap olduğunuz öğrencilerle sınırlı kalıyor. Şüphesiz bu değerli, ancak üniversite olarak topluma karşı da sorumluyuz. Topluma ulaşmanın yolu, kitap, dergi, makale yayınlamak ve aynı zamanda konferanslar sempozyumlar, seminerler düzenlemek. Bu sebeple üniversite yönetimi olarak yayınlara önem veriyoruz. Derginin Arapça yayınlanmasını ayrıca takdire değer buluyorum. Üniversitemizin bilinirliğine de katkı sağlayacağına inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.




Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi